E-Dergi

Tetik Parmak

Cakmak F, Wolf MB, Bruckner T, Hahn P, Unglaub F. Follow-up investigation of open trigger digit release. Arch Orthop Trauma Surg 2011.

Almanya’da yapılan bu çalışmada tetik parmak cerrahisi uygulanan hastaların demografik özellikleri, birlikte görülen rahatsızlıkları ve ameliyat sonrası komplikasyonlar değerlendirilmiş. Serideki 103 hastanın 117 parmağının incelemesi sonucunda tetik parmağın hakim elde hakim olmayan elden daha sık görülmediği ve hastalığın mesleki aktivite ile ilişkili olmadığı saptanmış. Sistemik steroid tedavisi alan hastalarda ameliyat sonrası belirtilerin daha hızlı (ortalama 29.3 gün) kaybolduğu ve ameliyat öncesinde lokal steroid enjeksiyonu uygulanmış hastalarda ameliyat sonrası daha az ödem geliştiği de saptanmış. Tetik başparmak cerrahisi sonrası iyileşme süresi diğer parmaklardaki tetik parmak cerrahilerine göre daha kısa bulunmuş. Çalışmanın yazarları ve 360 editörleri son olarak açık tetik parmak cerrahisinin güvenli bir yöntem olması yanında, bu hastaların ameliyat sonrasında fonksiyonel kısıtlılık yönünden takip edilmeleri gerektiğini vurguluyor.


El Osteoartriti

De Oliveira DG, Nunes PM, Aruin AS, Dos Santos MJ. Grip force control in individuals with hand osteoarthritis. J Hand Ther 2011;24:345-354.

El osteoartriti günlük aktiviteleri önemli ölçüde kısıtlayabilir. Brezilya’dan yayınlanan bu çalışmada bu kısıtlılığın pratik sonuçları değerlendiriliyor. El osteoartriti bulunan ve bulunmayan onar kadın üzerinde yapılan bu vaka kontrol çalışmasında dinamik olarak yükü değiştirilen bir nesneyi dikey kaldırırken ve bir nesneyi rafa yerleştirirken her iki gruptakilerin el kavrama güçleri ve gecikme zamanları karşılaştırılıyor. Sonuçta osteoartritli hastaların kavrama güç ve zamanlamalarını ayarlayabildikleri, ancak kontrol grubundakilere göre daha fazla güç harcayıp, daha fazla gecikme ile aynı performansı yakalayabildikleri görülüyor. 360 editörleri bu sonucun ağrılı elin kullanımındaki güvensizlikten kaynaklanabileceği yorumunda bulunmuş.


Karmaşık Bölgesel Ağrı Sendromu

Varitimidis SE, Papatheodorou LK, Dailiana  H, Poultsides L, Malizos KN. Complex regional pain syndrome type I as a consequence of trauma or surgery to upper extremity: anagement with intravenous regional anaesthesia, using lidocaine and methyloprednisolone. J Hand urg Eur Vol 2011;36:771-777.

Karmaşık bölgesel ağrı sendromu üst ekstremite ve el cerrahisi ve travmaları sonrasında sık görülen ve tedavisi çok zahmetli olabilen bir rahatsızlık. Yunanistan’da yapılan bu çalışmada bölgesel intravenöz lidokain ve medilprednizolon ile uygulanan blok uygulamasının karmaşık bölgesel ağrı sendromuna etkisi incelenmiş. Beş yıllık bir sürede tedavi görmüş toplam 168 hasta değerlendirmeye alınmış. Yöntem bölgesel ağrı sendromu’nun erken belirtilerini ortadan kaldırmış. Hastaların %88’i tedavi sonunda çok az ağrıları kaldığını veya ağrının tamamen ortadan kalktığın belirtmiş. Bunun yanında iyileşme süreci tedavi sonrasında da devam etmiş ve hastaların %92’si ortalama 5 yıllık takip sonunda hiç ağrılarının kalmadığını belirtmiş. 360 editörleri el ve üst ekstremitedeki karmaşık bölgesel ağrı sendromunda “bekle ve gör” yaklaşımından ziyade bu gibi aktif tedavi yöntemlerini destekliyor.


Skafolunat bağ yaralanmasında atroskopk ligamentoplasti

Corella F, Del Cerro M, LarrainzarGarijo  R, Vázquez T. Arthroscopic ligamentoplasty (bone-tendon-tenodesis): a new surgical technique for scapholunate instability: preliminary cadaver study. J Hand Surg Eur Vol 2011;36:682-689.

Bu kadar çok yeni cerrahi malzeme ve teknik geliştirilirken laboratuarda harcanan zaman, yerinde harcanmış bir zamandır. İspanyol çalışmacılar da skafolunat bağın artroskopik tamiri konusunda bir anatomik çalışmaya zaman ayırmışlar. Beş kadavra eli üzerinde artroskopik ligamentoplasti girişimi sonrasında diseksiyonla radial arter, posterior interossöz sinir gibi kritik anatomik yapılara ne kadar yaklaştıklarını ve tamir ettikleri bağın boyutunu ve konumunu değerlendirmişler. Çalışmacılar artroskopik tekniğin 3 faydasını vurguluyor: Daha az yumuşak doku hasarı (sekonder yaralanma riski ve skar oluşumu az), daha düşük oranda posterior interossöz yaralanma riski (el bilek propriyosepsiyonunun ve dinamik stabilizatörlerin korunması) ve son olarak tekniğin bağın daha uygun bir konum, gerilim ve fonksiyonda rekonstrüksiyonunu sağlayan “biyotenodez”’e imkan sağlaması.


Üst ekstremite deformiteli çocukların özalgısı

Andersson GB, Gillberg C, Fernell E, Johansson M, Nachemson A. Children with surgically corrected hand deformities and upper  limb dei ciencies: self-concept and psychological well-being. J Hand Surg Eur Vol 2011;36:795-801

Erişkinler için önemsiz bir konu çocukları çok üzebilir, bununla birlikte erişkinler açısından çok önemli bir eksiklik çocuklarda hiç kaygı uyandırmayabilir. İsveç’ten yayınlanan bu çalışmada üst ekstremite deformitesi veya eksikliği bulunan 9 ila 11 yaşları arasındaki 92 çocuk (53 erkek, 39 kız) değerlendirilmiş. Çocuklar hafif ve görülmeyen deformiteler ve ağır deformiteler olarak iki alt gruba ayrılmış. Çocukların öz algıları Piers-Harris skalası ile değerlendirilmiş. İlginç bir şekilde ağır deformiteli çocukların normal çocuklar seviyesinde iyi skorlar aldıkları, hafif deformiteli çocukların ise normal çocuklardan daha düşük skorlar aldıkları görülmüş. Hatta ağır deformiteli çocuklar entelektüel ve eğitim alt skalasında normal çocuklardan daha yüksek skorlar almışlar. Hafif deformiteli çocuklar ise “popüler olma” alt skalasına göre normal çocukların gerisinde kalmışlar. Galiba çocuklar bizi şaşırtmaya devam edecekler.


Çocuklarda el bilek artroskopisi

Farr S, Grill F, Girsch W. Wrist arthroscopy in children and adolescents: a single surgeon experience of thirty-four cases. Int Orthop 2011;(Epub ahead of print) PMID:22159549.

Avusturya kökenli bu çalışmada tek bir cerrah tarafından kronik el bilek ağrısı nedeniyle 27 kız ve 6 erkek çocuk hastanın 34 el bileğine uygulana artroskopik girişimlerin sonuçları değerleniriliyor. Girişim sırasında hastaların ortalama yaşları 14.6 olarak bildiriliyor. Toplam 28 (%82.4) el bileğinde TFCC yırtığı bulunurken 34 girişimin 26’sında (%76.5) TFCC yırtığı dışında da patoloji saptanmış. Seride 14 hastaya artroskopik TFCC rezeksiyonu, 2 hastaya artroskopik TFCC tamiri, 2 hastada ise açık rezeksiyon artroplastisi uygulanmış. 25 hastanın 26 el bileğine TFCC’ye zemin hazırlayan deformite nedeniyle ayrıca ulnar kısaltma osteotomisi de yapılmış. Çok şükür seride bildirilen bir komplikasyon yok. Yazarlar ayrıca çocuklardaki el bilek artroskopisinde erişkinlerdeki el bilek artroskopisine göre teknik açıdan bir güçlük yaşamadıklarını belirtiyor. 360 editörleri yazıyla ilgili olarak çocuklarda el bilek artroskopisinin ancak çok deneyimli el cerrahları tarafından yapılması gerektiğini vurguluyor.


Distal Radius kırıklarında internal tespit mi, eksternal tespit mi?

Grewal R, MacDermid JC, King GJ, Faber KJ. Open reduction internal i xation versus percutaneous pinning with external i xation of distal radius fractures: a prospective, randomized clinical trial. J Hand Surg Am 2011;36:1899-1906.

Bu randomize kontrollü çalışmada distal radius kırığı olup cerrahi tedavi endikasyonu konmuş 53 hasta açık redüksiyon plak vida ile tespit (grup I) ve kapalı redüksiyon peruktan pinleme ile eksternal fiksatör tespiti (grup II) gruplarına randomize ediliyor. Sonuçlar el bilek anketi, DASH skoru, hareket açıklığı, kavrama gücü ve radyografik takiplere göre değerlendiriliyor. Yapılan karşılaştırmalarda tüm skorların açık redüksiyon ve internal tespit grubunda yüksek olduğu görülüyor. Ancak yazarlar eksternal fiksatör uygulanan hastaların ameliyat öncesi skorlarının da anlamlı derecede daha düşük olmasının bu çalışmanın sonuçlarını bulandırdığını da çıkarımları arasında belirtmiş.


Sinir greftlerden tek greft mi çift greft mi kullanalım?

Iwakura N, Ohtori S, Kenmoku T, et al. Single versus double end-to-side nerve grafts in rats. J Hand Surg Am 2011;37:261-259.

Japonya’da 96 Wister Sıçanının alt ekstremitelerinde yapılan bu çalışmada sol peroneal sinir alınarak sağ tibial ve peroneal sinir arasına tek veya çift kablo halinde anastomoz edilmiş. Peroneal siniri sadece eksplore edilen (pozitif kontrol grubu) ve kesilen ama greftlenmeyen (negatif kontrol grubu) fareler de kontrol grubu olarak kullanılmış. Hem tek, hem de çift greft grubunda tibialis anterior kasının boyut ve ağırlığı negatif kontrol grubundan anlamlı olarak yüksek, pozitif kontrol grubundan ise anlamlı olarak düşük bulunmuş. Tek ve çift greft grupları arasında ise anlamlı bir fark saptanmamış. Çift end-to-side tamirlerde hem motor, hem de duysal iyileşme açısından iyi sonuçlar alındığını biliyoruz, ancak bu prensip çift sinir ile greftleme için geçerli görünmüyor.


PIF eklem kontraktürlerinde atelleme

Glasgow C, Fleming J, Tooth LR, Hockey  RL. The long-term relationship between duration of treatment and contracture resolution using dynamic orthotic devices for the stif proximal interphalangeal joint: a prospective cohort study. J Hand Ther 2011;25:38-47.

Avusturalya’da yapılan bu çalışmada PIF eklem sertliklerinde dinamik atel kullanma süresi ile sertliklerin kaybolma süreleri arasındaki ilişki incelenmiş. PIF ekleminde fleksiyon veya ekstansiyon kısıtlılığı olan 41 hasta takip edilmiş. Sonuçta atel kullanım süresi ile paralel olarak hareket açıklığının giderek arttığı saptanmış. Fleksiyon kısıtlılıkları ortalama 12 hafta içinde düzelme gösterirken, ekstansiyon kısıtlılıklarında 17 haftadan uzun süren daha yavaş bir düzelme görülmüş. Bu çalışma verilerini hastalara eklem sertliği tedavisinin ne denli uzun sürebileceğini açıklarken anımsak lazım.


Gangliyonlarda sapın bulunması?

Lee BJ, Sawyer GA, Dasilva MF. Methylene blue-enhanced arthroscopic resection of dorsal wrist ganglions. Tech Hand Up Extrem Surg 2011;15:243-246.

Bu çalışmada dorsal el bilek gangliyonlarının artroskopik tedavisi sırasında gangliyon içine az miktarda metilen mavisi verilerek gangliyonun eklemle birleştiği sap bulunmuş. Yazarlar bu sayede daha az sayıda nüks oluştuğunu, ameliyat süresinin kısaldığını ve daha az iyatrojenik hasar yaratıldığını vurguluyor.

Kivell TL, Kibii TL, Churchill SE, Schmid  P, Berger LR. Australopithecus sediba hand demonstrates mosaic evolution of locomotor and manipulative abilities. Science 2011;333:1411-1417.

2012 yılının ilk aylarında insan evrimi üzere yapılan çalışmalar dikkat çekerken, Leipzig’den (Almanya) Kivell ve arkadaşları bir insan atası olan Australopithecus sediba’nın el ve el bileğini inceledikleri çalışmayı yayınladılar. Yaklaşık 2 milyon yıl önce Güney Afrika’da yaşamış bu primatın çok güçlü fleksör kas yapısı zamanının belli bir bölümünü ağaçlarda geçirdiğini telkin ediyordu. Başparmağın nispeten uzun, diğer parmakların ise kısa olması belki de taş aletleri daha iyi kavrayıp kullanmasına yardımcı oluyordu. Kimbilir, belki o yıllarda da el cerrahisine ihtiyaç duyulduğu oluyordu.


Rolian C, Lieberman DE, Zermeno JP. Hand biomechanics during simulated stone tool use. J Hum Evol 2011;61:26-41.

El evrimi ile ilgili diğer bir çalışmada Calgary’li (Kanada) araştırmacılar taş aletlerin kullanımını incelediler. Seyyar plaklar kullanarak çekiç ve taş kullanımı sırasında radial parmaklara gelen yüklerin ölçüldüğü çalışmada uzun parmaklı deneklerde taş kavrama sırasında daha az güç gerektiği ve eklem reaksiyon yüklerinin daha az olduğu saptandı. İnsan atalarının şempanzelere göre daha büyük parmaklarının olması şüphesiz taş aletleri rahat kullanmasını sağlıyordu. Evrim sırasında başparmağın giderek uzaması ve tenar kasların da giderek güçlenmesi insan elinin daha az yüklenerek daha kuvvetli kullanılabilmesini sağladı. O yıllarda muhtemelen el osteoartriti gelişimi konusunda da henüz herhangi bir kaygı yoktu.


Reigstad O, Grimsgaard C, Thorkildsen R, Reigstad A, Rokkum M. Long-term results of scaphoid non-union surgery: 50 patients reviewed after 8 to 18 years. J Orthop Trauma 2011; (Epub ahead of print).

Skafoid psödoartrozlarının cerrahi tedavisinin sonuçlarıyla ilgili ortalama 12.2 yıl takipli bir çalışma Oslo’dan (Norveç) yayınlandı. 50 hastalık serinin büyük bölümünde greft de kullanılmıştı. Çalışmada 50 hastanın 45’inde ilk cerrahi, 2’sinde de ikinci bir revizyon sonucunda kaynama sağlandığı görüldü. Beş hastada tekrar cerrahi gerekli olmuştu. Kavrama gücü, anahtar kavrama ve aktif hareket açıklığı sağlam tarafla karşılaştırıldığında azalmış olarak bulunsa da subjektif sonuçlar iyi bulundu. 9 Hastada cerrahi sırasında, 22 hastada ise son kontroller sırasında hafif dejeneratif değişiklikler saptandı. Skafoid psödoartrozunda cerrahi tedavi el bilek fonksiyonları açısından iyi sonuç verse de osteoartrozu önlediği iddiası tartışmalı gözükmektedir. Çalışmadaki hastaların %44’ünde artroz bulguları saptanmıştır. Yine de %44 %100’den düşük bir orandır.


Megerle K, Harenberg PS, Germann G, Hellmich S. Scaphoid morphology and clinical outcomes in scaphoid reconstructions.  Injury 2011; (Epub ahead of print).

Skafoid osteosentezinde sağlanan pozisyonun şüphesiz sonuçlar üzerine etkisi olacaktır. Bununla birlikte osteosentez sırasındaki dizilim bozukluğu ve deformitenin ne ölçülerde tolere edilebileceği konusunda yeterli bilgi yoktur. Ludwigshafen’de (Almanya) yapılan bu çalışmada skafoid rekonstrüksiyonu yapılan 65 hastanın ortalama 45 aylık takip sonundaki dizilim parametrelerinin fonksiyonel sonuçlarla ilişkisi incelendi. Röntgende radyolunat ve skafolunat açılar, BT’de ise intraskafoid açı, dorsal kortikal açı ve skafoid genişlik/uzunluk oranı değerlendirildi. Sonuçta klinik sonuçların anatomik restorasyonla ve karpal dizilimle korelasyon gösterdiği görüldü. Ayrıca radiokarpal açının 10 dereceden fazla olması klinik sonuçları kötüleştiriyordu. Tüm eklem içi kırıklarda olduğu gibi: Anatomik redüksiyon!


Smith JE, Rickard A, Gay D, Middleton PM. Outcome of wrist injuries with clinical suspicion of scaphoid injury after normal computed tomography. Eur Emerg Med 2011; (Epub ahead of print).

Skafoid kırığı tanısı hep kolay olmaz. Tekrar muayeneler, kontrol grafileri, BT’ler…Sydney’de (Avustralya) yapılan bu çalışmada travmayı takiben 2. haftada yapılan BT incelemesinin skafoid kırığını dışlamadaki yeri incelendi. Bu çalışmada skafoid kırığı saptanan değil, normal bulunan hastalar dikkate alındı. Tüm hastalarda başvuru sırasında skafoid kırığı şüphesi vardı. 99 hastanın 72’sinde BT normal sonuç verdi. Bu 72 hastanın 40 tanesi 12 ay takip edildi. Son kontrolleri sırasında hastaların %8’inde ağır, %15’inde ise orta derecede fonksiyonel  kısıtlılık saptandı. Sonuç olarak normal BT sonucunun mükemmel bir sonucu garantilemediği görülmektedir.


Krukhaug Y, Lie SA, Havelin LI, Furnes O, Hove LM. Results of 189 wrist replacements. Acta Orthop 2011;82:405-409. Middleton A, Lakshmipathy R, Irwin LR.

El bilek artroplastisinin uzun dönem sonuçları konusundaki literatür bilgisi eksikliği Bergen (Norveç) kökenli bir çalışma ile kısmen gideriliyor. Norveç Artroplasti kayıtları üzerinden yapılan bu çalışmada 1994’den bu yana kayıtları tutulmuş olan el bilek artroplastilerinin revizyon oranları değerlendirilmiş. Biax, Gibbon ve Elos protezlerinin kullanıldığı 189 hastada Biax protezi ile %85, Elos ile %57 oranında 5 yıllık protez sağkalımı sağlanırken, Gibbon ile %77’lik bir 4 yıllık sağkalım saptanmış. Erkek hastalarda kadın hastalara göre daha iyi sonuç alınan çalışmada osteoartrit nedeniyle yapılan artroplasti sayısının yıllar içinde arttığı görülüyor. Sonuçlar daha önceki çalışmalarla paralel olsa da, el bilek artroplasti sonuçlarının henüz kalça ve diz artroplasti sonuçlarının oldukça gerisinde olduğu görünmektedir.


Failures of the RM finger prosthesis joint replacement system. J Hand Surg Eur Vol 2011;36:599-604.

Parmak artroplastisi de özellikle romatoid artritte tercih edilen bir seçenektir. Bununla birlikte işlem her zaman başarılı sonuç vermemektedir. Sunderland’de (İngiltere) yapılan çalışmada 32 ay takipli 21 RM parmak protezinin sonuçları değerlendirildi. Ameliyattan sonra 2 yıl içinde 15 (%68) protezin revizyona gitmesi sonuçta yazarların bu protezi, özellikle romatoid artrit hastalarında önermemelerine neden oluyor.


Sweets TM, Stern PJ. Pyrolytic carbon resurfacing arthroplasty for osteoarthritis of the proximal interphalangeal joint of the finger. J Bone Joint Surg [Am] 2011;93-A:1417-1425.

Parmak protezlerinin kötü sonuçlarıyla ilgili diğer bir çalışma da Cincinnati’de (ABD) yapılmıştır. Çalışmada PİF eklemine uygulanan 31 Pirolitik karbon yüzey artroplastisinin ortalama 55 aylık sonuçları değerlendirilmiş. Ameliyat sonrası erken dönemde iyi sonuçlar görülse de komplikasyon sayısının yüksek olduğu görülüyor. Komplikasyonlar arasında implant kırılması, çıkık, sesli sürtünme, gevşeme ve PİF eklem kontraktürü bildirilmiş ve altı eklemin tekrar opere edilmesi gerekli olmuş. Yazarlar bu protezin de artık kullanılmamasını öneriyor.


Rahr L, Søndergaard P, Bisgaard T, BaadHansen T. Percutaneous needle fasciotomy for primary Dupuytren’s contracture. J Hand Surg Eur Vol 2011;36:548-552.

Dupuytren cerrahisinde, özellikle açık cerrahiden kaçınmak isteyen hastalar için basit fasyotomi de bir tedavi seçeneği olabilir mi? Silkeborg’da (Danimarka) yapılan bu çalışmada perkütan fasyotominin 149 primer Dupuytren hastasındaki sonuçları değerlendirilmiştir. Bu hastalardan 92 tanesi 2 yıl boyunca takip edilmiştir. Hiçbir hastada tendon rüptürü ve duysal sinir kusuru görülmemiştir. Yazarlar işlemin özellikle Tubiana Evre 1 ve 2 olgularda ve özellikle metakarpofalangeal kontraktürlerde etkili olduğunu vurguluyor. Sonuç olarak ağır morbidesi olan yaşlı hastalarda ve özellikle açık cerrahi istemeyenlerde fasyotomi de bir tedavi seçeneği olabilir.


Kaplan FT. Collagenase clostridium histolyticum injection for the treatment of Dupuytren’s contracture.  Drugs Today (Barc) 2011;47:653-667.

Peki Dupuytren’de hiç cerrahi yapmasak nasıl olur? 2010 yılında Kollajenaz Clostridium Hystoliticum enjeksiyonu ABD’de FDA tarafından onaylandı. İndianapolis’de (ABD) randomize plasebo kontrollü çift kör iki klinik çalışma kapsamında 1082 hastaya intralezyonal olarak uygulanan 2630 Kollagenaz enjeksiyonunun sonuçları değerlendirildi. Plasebo ile karşılaştırma sonucunda kontraktürlerde belirgin gerileme görülürken, ciddi yan etki oranı da oldukça düşüktü. En iyi sonuçlar kontraktürü nispeten az olan olgularda ve metakarpofalangeal eklem ağırlıklı kontraktürlerde elde edildi. Sonuçta Kollajenaz Clostridium Hystoliticum enjeksiyonu Dupuytren kontraktüründe bir tedavi seçeneği olabilir.

JBJS-Br-2013 - Bone and Joint Journal - Derleme Dergisi 360, Sayı 1:

JBJS-Br-2013 - Bone and Joint Journal - Derleme Dergisi 360, Sayı 2:

Rodrigues-Pinto R, Freitas D, Costa LD, et al. Clinical and radiological results following radial osteotomy in patients with Kienböck’s disease: four- to 18-year follow-up. J Bone Joint Surg [Br] 2012;94-B:222-226.

Kienböck hastalığı’nda Lichtman II ve IIIa evrelerinde radial osteotomi bir tedavi seçeneği olarak uygulanabilir. Lunatumda kollaps ve karpal dizilim bozukluğu oluştuktan sonra, yani IIIb evresinde radial osteotominin IIIb evresindeki endikasyonu ise tartışmalıdır. Bu evrenin özelliği  karpal dizilim bozukluğu ile lunatuma gelen yüklerin giderek artması ve kollapsın da bununla paralel olarak hızlanmasıdır. Bu çalışmada IIIb evresindeki Kienböck hastalarına uygulanan radial osteotominin orta dönem sonuçlarını değerlendirmek ve bu sonuçların daha erken evrelerde (evre II ve IIIa) uygulanan osteotomi sonuçlarıyla karşılaştırılması amaçlanmış. Erken ve geç evrede opere edilmiş toplam 18 hastanın tümünde ortalama 10.3 yıllık takip süresi sonunda hareket açıklığı, kavrama gücü ve ağrı yönünden belirgin düzelme sağlanmış. Son kontrolde DASH ve Nakamura fonksiyonel skorlarının iyi olduğu görülmüş. Bununla birlikte IIIb evresinde opere edilen hastalarda son fonksiyonel skorların ve kavrama gücünün erken evrede opere edilenlere göre anlamlı olarak daha kötü olduğu görülmüş. Radial osteotomi sonrasında ameliyatın yapıldığı evreden bağımsız olarak hiçbir hastada radyolojik olarak ilerleme görülmemiş. Çalışma radial osteotominin IIIb evresindeki Kienböck hastalarında da hastalığın ilerlemesini yavaşlatan bir tedavi seçeneği olabileceğini telkin etmektedir. IIIb evresinde radial osteotomiyi proksimal sıra karpektomisi ile karşılaştıran çalışmaları da merakla bekliyoruz.


Leclère FM, Jenzer A, Hüsler R, et al. 7-year follow-up after open reduction and internal screw fixation in Bennett fractures. Arch Orthop Trauma Surg 2012;(Epub ahead of print) PMID:22438128.

Bennet Kırığı nedeniyle açık redüksiyon ve vida ile tespit uygulanmış 24 hastanın değerlendirildiği bir çalışma. Çalışmada sonuçlar ameliyat sonrası 4. ayda ve ortalama 83 aylık takip süresi sonunda radyolojik ve başparmak hareket açıklığı, çimdik ve el kavrama güçleri ile fonksiyonel olarak sonuçlarının değerlendirilmiş. 4. ay sonunda karşı tarafla kıyasla %92 ve %89 oranında çimdik ve el kavrama gücü kazanıldığı görülmüş.2 çektirme vidası kullanılarak tespit uygulanan olguların %96’sında ameliyatta sağlanan redüksiyonun korunduğu görülmüş. İlginç olarak uzun dönemde redüksiyon eksikliği ile artroz gelişimi arasında bir korelasyon saptanmamış.


Luegmair M, Houvet P. Eff ectiveness of Four-Corner Arthrodesis with use of a locked dorsal circular plate. Clin Orthop Relat Res 2012;(Epub ahead of print) PMID:22430314.

Yıllar içinde interkarpal kemiklerin artrodezi konusunda hemen hemen bütün kombinasyonlar tanımlanmıştır. Dört-köşe artrodezi olarak tanımlanan teknikte skafoid eksize edildikten sonra diğer karpal kemiklerin nötral dizilimde artrodezi yapılır. Bu kısmi artrodezde hareketin korunup ağırını giderilmesi amaçlanır. Yapılan derlemelerde dört-köşe artrodez tespitinde dairesel plakların konvansiyonel tespit yöntemlerine göre daha fazla komplikasyona neden olduğu bildirilmiş. Bu çalışmada ise dört-köşe artrodezinde kullanılan PoliEterEterKeton yapılı, yeni bir radyolüsen dairesel yapılı kilitli dorsal plağın sonuçları değerlendirilmiş. Dört köşe artrodezi uygulanan ameliyat sırasında ortalama yaşları 53 olan, 24 hastanın ortalama 76 aylık takip sonuçları klinik ve radyolojik olarak incelenmiş. Son kontrolde karşı tarafa göre %66 oranında fleksiyon ekstansiyon ve %77 oranında radioulnar deviasyon hareket açıklıkları saptanmış. Kavrama gücü ise karşı tarafın %70'i oranında bulunmuş. 24 hastanın 22'sinde füzyon sağlanmış. Sonuçta yazarlar PEEK dairesel plağının dört köşe artrodezde sağlam bir primer tespit ile iyi bir fonksiyonel sonuç sağladığını bildiriyor.

Kang HJ, Koh IH, Lee WY, Choi YR, Hahn SB. Does carpal tunnel release provide long-term relief in patients with hemodialysis-associated carpal tunnel syndrome? Clin Orthop Relat Res 2012;(Epub ahead of print) PMID:22399438.

Karpal tünel sendromu bazen idiyopatik bazen de belli bir rahatsızlık zemininde görülebilir. Hemodiyaliz de bu rahatsızlıklardan biridir. Hemodiyaliz hastalarının karpal tünel cerrahisi sonrasında ağrı giderimi ve fonksiyonel düzelme açısından idiyopatik karpal tünel sendromlu hastalara göre daha uzun sürede fayda görecekleri düşünülür. Güney Kore'de yapılan bu retrospektif çalışmada Hemodiyaliz göre 36 karpal tünel hastasının cerrahi sonuçları 54 idiyopatik karpal tünel hastanın sonuçları ile karşılaştırılmış. Ortalama 44.3 aylık takip süreli çalışmada karşılaştırmalar 2. yıl sonunda yapılmış. Sonuçta hemodiyaliz hastalarında cerrahi fayda sağlasa da  idiyopatik gruptakilere göre daha kötü sonuçlar alınmış. Komplikasyon görülen 4 hasta da hemodiyaliz grubunda. Şu halde altta hemodiyaliz de yatsa karpal tünel cerrahisi yapmaya değer, ama beklentilerde biraz daha mütevazi olunması kaydıyda.


Noaman HH. Salvage of complete degloved digits with reversed vascularized pedicled forearm flap: a new technique. J Hand Surg Am 2012;37:832-836.

Yüzük yaralanmaları el cerrahisinin zor olgularındandır. Tam yüzük yaralanmalarında sonuçlar çok kötü olabilir ve rekonstrüksiyon veya ampütasyon arasında zor bir tercih yapmak zorunda kalınabilir. Mikrocerrahi tamir zor iken, ampütasyonda ise sonuç tatminkar olmamaktadır. Mısır’da yapılan bu çalışmada yüzük yaralanmalarında ters radial önkol flebi yaralanmalı parmağa dolanarak yapılan rekonstrüksiyonun sonuçları değerlendirilmiş. Girişim sonrası donör bölge primer kapatılmış. 8 yıllık bir dönemde ameliyat edilen 26 hastanın tümünde de parmağın dorsal, volar ve her iki yan cilt örtümü sağlanabilmiş. %96 oranında flepler hayatta kalmış. 1 flepte kısmi, 1 flepte ise tam nekroz gelişmiş. 18 parmakta çok iyi, 7 parmakta iyi hareket açıklığı sağlanmış. Parmaklarda soğuk intoleransı veya yüzeyel radial veya lateral antebrakiyal sinirlere ait dizestezi şikayetleri görülmemiş. 360 editörleri bu tekniğin yüzük yaralanmalarında bir çözüm seçeneği olabileceği kanaatinde.


Garg R, Cheung JP, Fung BK, Ip WY. Epidemiology of occupational hand injury in Hong Kong. Hong Kong Med J 2012;18:131-136.

Hong Kong’tan yapılan bu çalışmada iş kazalarına bağlı el yaralanmalarının epidemiyolojisi incelenmiş. İşkazasına bağlı el yaralanmalarının iki hasta grubunda anlamlı olarak daha sık görüldüğü saptanmış: 1 yılın altında iş deneyimi olan işçiler ve Çin’den göçmen olarak gelen işçiler. El yaralanmaları erkeklerde kadınlara göre daha sık görülmüş. Çalışmada el yaralanması için risk faktörleri olarak sigara, alkol, uzun çalışma saati ve makine operatörlerinde yetersiz eğitim ve güvenlik cihazlarının uygunsuz kullanımı göz çarpıyor. Sonuçta az el yaralanmaları için güvenlik önlemleri, eğitim ve deneyim.


Gangopadhyay S, McKenna H, Burke FD, Davis TR. Five- to 18-year follow-up for treatment of trapeziometacarpal osteoarthritis: a prospective comparison of excision, tendon interposition, and ligament reconstruction and tendon interposition. J Hand Surg Am 2012;37:411-417.

Trapeziometakarpal osteoartritte interpozisyon artroplastisi ile ilgili randomize kontrollü bir çalışma. En az 5, en çok 18 yıl takipli çalışmada yazarlar 174 trapeziometakarpal ekleme randomize olarak 3 değişik cerrahi teknik uygulamış: 1. Basit trapeziektomi, 2. Trapeziektomi ve Palmaris longus interpozisyonu, 3. Trapeziektomi, ligaman rekonstrüksiyonu ve fleksör karpi radialisin %50’sinin interpozisyonu. Tüm hastalarda artroplasti 4 hafta K-teli tutularak ve 6 hafta süreyle de alçı uygulanarak tespit edilmiş. 153 hasta son kontrollerinde ağrı, kuvvet ve fonksiyon yönünden değerlendirilmiş. Ağrı giderimi açısından gruplar arasında anlamlı fark yok. 120 hastada (%78) ağrı yönünden iyi sonuç. Kavrama, çimdik kuvvetleri ve başparmak hareket açıklıkları da benzer bulunmuş. Komplikasyonlar da gruplarda eşit oranda dağılmış. Kavrama gücü, ağrı giderimi ve hareket açıklığının yıllar içinde azalmadığı ancak çimdik kuvvetinde zamanla bir miktar kayıp olduğu görülmüş. Sonuçta 360 editörleri sonuçlar aynı olduğuna göre daha basit cerrahi tekniklerin tercih edilebileceğini vurguluyor.


 Fujitani R, Omokawa S, Shigematsu K, Tanaka Y. Comparison of the intramedullary nail and low-profile plate for unstable metacarpal neck fractures. J Orthop Sci 2012;(Epub ahead of print) PMID:22476428.

Japonya’da yapılan bu çalışmada metakarp boyun kırıklarında intramedüller çivileme ve plak vida tespiti yöntemlerinin sonuçları değerlendirilmiş. 30 hastanın prospektif olarak izlendiği çalışmada 15 hastaya intramedüller çivi, 15 hastada ise plak vida ile tespit uygulanmış. Radyolojik parametreler açısından her iki grup arasında anlamlı bir fark bulunmamış. Bununla birlikte ameliyat sonrasındaki parmak hareket açıklığı intramedüller çivileme grubunda, kavrama gücü ise plak vida tespiti grubunda yüksek bulunmuş.


Ono S, Shauver MJ, Chang KW, Chung KC. Outcomes of pyrolytic carbon arthroplasty for the proximal interphalangeal joint at 44 months mean follow-up. Plast Reconstr Surg 2012;129:1139-1150.

Proksimal interfalangeal eklem artrozlarında artrodez veya artroplasti seçenekleri  tercih edilebilir. Pirolitik karbon (pirokarbon) protezlerle kısa dönemde birçok komplikasyon ortaya çıkabilmesine rağmen hasta tatmininin yüksek olduğu görülmüştür. Amerika’da yapılan bu çalışmada yazarlar Pirokarbon protez uygulanan 12 hastanın 21 PIF ekleminin en az 2 yıllık takip sonuçlarını değerlendirmiş. Ortalama 44 aylık takip sonunda kavrama, anahtar tutma güçleri ve aktif hareket açıklığının ameliyat öncesi değerlere göre anlamlı farklılık göstermediği saptanmış. Bu arada 9 hastada 10 komplikasyon (%42.9) görülmüş. Komplikasyon görülen hastalarda ağrı daha fazla olsa da fonksiyonel açıdan komplikasyon görülen ve görülmeyen hastalar arasında anlamlı bir farklılık saptanmamış.


Tan SW, Ng SW, Tan SH, Teoh LC. Arthroscopic debridement of intercarpal ligament and triangular fibrocartilage complex tears. Singapore Med J 2012;53:188-191.

Singapur’da yapılan bu çalışmada skafolunat, lunotrikuetral ve TFCC yırtıklarında artroskopik debritman tedavisi değerlendirilmiş. 5,5 yıllık bir dönemde yapılan 68 el bilek artroskopisinin sonuçları retrospektif olarak incelenmiş. 42 hastada TFCC, 58 hastada skafolunat bağ ve 49 hastada ise lunotrikuetral bağ yırtığı varmış. 16.6 aylık takip süresi sonunda hastaların %85.3’ü semptomlarında gerileme, %27.9’u ise el bilek hareket açıklığında artış göstermiş. Kavrama gücünde %11.8 artış saptanmış. İki hasta dışında tüm hastalar eski aktivite düzeylerine geri dönmüşler.

Peki hiç ameliyat edilmeselerdi nasıl olurdu? Karşılaştırmalı olmayan bu çalışma el bilek artroskopisinden fazla çekinmememiz gerektiğini telkin edebilir.

E - DERGİ Sayı 3:

E - DERGİ Sayı 4:

van Schoonhoven J, Mühldorfer-Fodor M, Fernandez DL, Herbert TJ. Salvage of failed resection arthroplasties of the distal radioulnar joint using an ulnar head prosthesis: long-term results. J Hand Surg Am 2012;37:1372-1380.

Ulna başı rezeksiyonunun en çekinilen komplikasyonlarından biri distal radioulnar eklemin ağrılı instabilitesidir. Herbert ulna başı protezi bu sorunun çözümünde uygulanan tedavi seçeneklerinden biridir. Almanya, İsviçre ve Avustralya’daki ekiplerin yaptığı bu çalışmada Herbert ulna başı protezi uygulanan 16 hasta ortalama 28 ay ve 11 yıl 2 aylık iki farklı takip süresinde distal radioulnar eklem stabilitesi yanında, önkol rotasyon açıklığı, ağrı, kavrama gücü ve hasta memnuniyeti parametleri ile değerlendirilmiş. Tüm hastalarda son takipte radioulnar eklemin stabil olduğu görülmüş ve hiçbir hastada revizyon gerekmemiş. Tüm parametreler açısından ameliyat sonrasında anlamlı iyileşme saptanırken, 28 ay ve 11 yıllık takiplerdeki sonuçlar arasında anlamlı fark saptanmamış. Daha once başarılı kısa dönem sonuçları yayınlanan Herbert protezinin uzun dönemde de iyi sonuçlar verdiğini görüyoruz.


Tan SW, Ng SW, Tan SH, Teoh LC. Arthroscopic debridement of intercarpal ligament  and triangular fi brocartilage complex tears. Singapore Med J 2012;53:188-191.

Singapur’da yapılan bu çalışmada skafolunat, lunatotrikuetral ve TFCC yırtığı nedeniyle el bilek artroskopisi ile debitman uygulanmış 68 hastanın ortalama 16,6 aylık takip süresi sonundaki sonuçları değerlendiriliyor. 42 hastada TFCC, 58 hastada skafolunat bağ, 49 hastada ise lunatotrikuetral bağ yırtığı olan seride hastaların %85.3’ünde şikayetlerin gerilediği, %27.9’unda ise hareket açıklıklarının arttığı görülmüş. Kavrama gücü %11.8 artarken, 2 hasta dışında tüm hastalar eski aktivitelerine dönebilmiş. Bu konuda karşılaştırmalı çalışmaları da sabırsızlıkla bekliyoruz.


Ozyurekoglu T, Turker T. Results of a method of 4-corner arthrodesis using headless compression screws. J Hand Surg Am 2012;37:486-492.

Dejeneratif el bilek artrozunda bir tedavi seçeneği de skafoid rezeksiyonu ile yapılan 4-köşe el bilek artrodezidir. Bu çalışmada başsız vida kullanılarak 4-köşe artrodezi uygulanan, ortalama yaşları 51 olan 33 hasta değerlendiriliyor. 19 hastaya SLAC (scapholunate advanced collapse), 12 hastaya SNAC (scaphoid nonunion advanced collapse), 1 hastaya midkarpal instabilite ve 1 hastaya da Preiser hastalığı nedeniyle füzyon yapılmış. Skafoid eksizyonu ve mini artrotomi ile karpal kıkırdak debritmanı yapıldıktan sonra perkütan, transmetakarpal başsız acutrak vidası ile kapitolunat tespit sağlanırken, diğer bir perkütan vidayla da trikuetrohamat tespit sağlanmış. Eksize edilen skafoid de otogreft olarak kullanılmış. Ortalama 8 aylık takip sonunda 33 hastanın 31’inde füzyon sağlanmış. Bir hastada tüm el bilek füzyonu gerekmiş. Ortalama 83 olan ameliyat öncesi ortalama el bilek hareket açıklığı ameliyat sonrasında ortalama 71 derece olarak saptanırken 25 hastanın tamamen ağrısız olduğu görülmüş. Serinin fonksiyonel skorlarının da daha önceki serilerden yüksek bulunmasına dayanarak yazarlar başsız vidalarla 4-köşe artrodezin lunatumun eklem yüzünde vida başı kadar bir kıkırdak defektinden kaçınılması, iyi bir karpal kompresyon sağlanması ve trikuetruma yapışan dorsal bağların korunması gibi avantajlarını vurgulamışlar.


Chen W, Wang J, Pan J, et al. Primary results of Kienböck’s disease treated using balloon kyphoplasty system. Arch Orthop Trauma Surg 2012;132:677-683.

Evre II ve III Kienböck hastalığında balon kifoplasti bir tedavi seçeneği olabilir mi? Çin’de yapılan bu çalışmada 2 evre II, 3 de evre III Kienböck hastasında uygulanan balon kifoplastinin sonuçları değerlendirilmiş. Ortalama 26.6 aylık takip süresi sonunda tüm hastaların eski aktivitelerine dönebildiği ve ağrı seviyesinde ve fonksiyonel skorlarda belirgin düzelme sağlandığı görülmüş. Yine de 360 ekibi bu yönetimin uygulanabilirliği ve etkinliği konusunda daha fazla çalışamaya gerek olduğu kanaatini vurguluyor.


Zarattini G, Galli S, Marchese M, Mascio LD, Pazzaglia UE. The surgical treatment of isolated mason type 2 fractures of the radial head in adults: comparison between radial head resection and open reduction and internal fi xation. J Orthop Trauma 2012;26:229-235.

İzole Mason tip 2 radius başı kırığı nedeniyle radius başı eksizyonu yapılan 24 ve radius kırığı cerrahi olarak tespit uygulanan 35 hastanın sonuçlarının karşılaştırıldığı çalışma. Eksizyon grubunun ortalama takip süresi 157, cerrahi tespit grubununki ise 125 ay olan çalışmada cerrahi tespitin daha iyi sonuç verdiği görülüyor. Her iki grupta da ameliyat sonrası fonksiyonel skorlarda iyileşme olmasına rağmen, rezidüel ağrı, hareket açıklığı ve güç açısından cerrahi tespitin daha iyi sonuçlar verdiği saptanmış. Ayrıca tespit grubundaki ciddi osteoartriti gelişme oranı da daha az olmuş.


Sørensen AM, Dalsgaard J, Hansen TB. Local anaesthesia versus intravenous regional anaesthesia in endoscopic carpal tunnel release: a randomized controlled trial. J Hand Surg Eur Vol 2012;(Epub ahead of print) PMID: 22759488.

Endoskopik karpal tünel gevşetmede rejyonel intravenöz anestezi ile lokal infiltrasyon anestezisini karşılaştıran prospektif çalışmada 38 hasta randomize olarak 2 gruba ayrılmış. Tüm hastalara “Agee” tek portal teknigi ile artroskopik gevşetme uygulanmış.  Ameliyat sırasında hissedilen ağrı açısından gruplar arasında anlamlı bir fark bulunmamış, ancak hemen ameliyat sonrasında lokal anestezi grubu el ve turnike bölgesinde daha az ağrı tanımlamış. Ameliyattan 2 saat sonra, lokal anestezi grubunda el ağrısı daha az olmuş. Ayrıca lokal anestezi grubundaki hastaların ameliyat sonrasındaki analjezik ilaç kullanım ihtiyacı daha düşük bulunmuş. Minimal invazif ameliyata, minimal invazif anestezi. Neden olmasın.


Najarian R, Nourbakhsh A, Capo J, Tan V. Perilunate injuries. Hand (N Y) 2011;6:1-7.

Perilunat yaralanmalarla ilgili bu  derleme makalesinde perilunat yaralanmaların nispeten nadir (tüm el bilek yaralanmalarının %7’si) olmakla birlikte geç müdahale edildiklerinde karpal instabilite ve osteoartrit gibi önemli geç dönem komplikasyonlara neden olabileceği vurgulanmış. Tanısı atlanmış olguların bir bölümünde sadece hafif bir ağrı yakınması kalabilse de, birçok hasta ciddi ağrı, karpal tünel sendromu ve sekonder fleksör tendon yırtıkları ile başvurabilir. Tedavide kapalı redüksiyon da bir seçenek olmasına rağmen, makalede anterior ve posterior yaklaşımlarla tam anatomik redüksiyon ve bağ tamirlerinin yapılmasının önemi vurgulanmaktadır.


Chen YC, Chan FC, Hsu CC, et al. Fingertip replantation without venous anastomosis. Ann Plast Surg 2012; (Epub ahead of print) PMID: 22395045.

Parmak ucu yaralanmalarında replantasyon zor bir girişimdir, çünkü genellikle anastomoz için uygun bir ven bulunamayabilir.  Bu çalışmada 8 yıllık bir dönemde distal interfalangeal eklem seviyesi distalinde parmak ucu yaralanması olup venöz anastomoz yapılmaksızın replantasyon uygulanmış 24 hastanın 30 parmağı değerlendirilmiş. Arteriyel anastomoz sonrasında parmak distaline 2 mm’lik bir insizyon yapılıp insizyon çevresine 0.1 ila 0.2 ml arasında subkutan heparin enjeksiyonu uygulanmış ve parmak ucundan kanamanın kesilmemesi için heparin enjeksiyonu hergün tekrarlanmış. Hiçbir hastada tırnağın alınması veya sülük uygulanması gerekli olmamış. Sonuçta 30 replantasyondan 27’si hayatiyetini korumuş. Venöz dolaşım sağlanana dek parmak perfüzyonu ve hastanın hemodinamik durumu yakın takip edilmiş. Ortalama 6.8 gün kanamanın devam ettirilmesi gerekli olmuş ve hasta başına ortalama 4, parmak başına ortalama 3.29 unite kan transfüzyonu yapılması gerekli olmuş. Distal parmak yaralanmaları ile ilgili değerli bir çalışma. Yine de böyle bir yaklaşım öncesi transfüzyon gerekliliği ve hastanede uzun kalış süreleri konusunda hastaların yazılı onamlarının alınması unutulmamalıdır.

PIF eklem defektlerinde osteoartiküler flepler:

Proksimal falanksın kondilinin travmatik defektlerinin kapitatum osteoartiküler fleplerle rekonstrüksiyonunu değerlendiren ilgi çekici bir çalışma. Çalışmada 4 yıllık bir dönemde kapitatum flebi ile rekonstrükte edilen 15 hasta değerlendirilmiş. Ortalama yaşları 32 olan hasta grubunun 6’sında işaret, 7’sinde orta ve 2’sinde ise yüzük parmağı opere edilmiş. Ortalama 52 aylık takip süresi sonunda radyografik olarak 3 hastada PİF eklem mesafesinin daraldığı görülürken, hiçbir hastada flep nekrozu saptamamış. PİF eklemlerin ortalama hareket açıklığı opere tarafta 50, karşı tarafta 96 derece olarak ölçülmüş. Opere ve sağlam tarafın çimdik atma gücü sırasıyla 5.8 ve 6.5 kg iken, kavrama gücü ise 39 ve 40 kg olarak bulunmuş. 6 hastanın opere ekleminde orta derecede ağrı varken, 1 hasta donör bölge hassasiyetinden yakınıyormuş. Hastaların ortalama DASH skorları 9 bulunsa da uzun takipte osteoartrit oranlarının nasıl olacağını merak ediyoruz.


El bileği artroskopisi sonrası prognoz:

Avustralya’da yapılan bu çalışma el bileği artroskopisini sonrasında prognozu belirleyen etkenler incelenmiş. Prospektif bir seride en az 4 hafta süreli nedeni ortaya konamayan el bilek ağrısı nedeniyle el bilek artroskopisi uygulanmış 105 ardışık hasta değerlendirilmiş. Ameliyat öncesinde ve 1 yıl sonundaki kontrollerinde hastaların PRWHE el ve el bilek skorları incelenmiş. Yüze yaklaştıkça kötü durumu gösteren bu skorun ameliyat öncesinde saptanan 49’dan, son kontrollerde 26’a düştüğü görülmüş. Prognoz açısından 2 etkenin önemli olduğu görülmüş: 1. Ameliyat öncesi şikayet derecesi (PRWHE) ve 2. Şikayetlerin süresi. İlginç bir şekilde el bileği stres testleri sonuçları ve artroskopi bulguları ile prognoz arasında bir ilişki saptanmamış. El bileği artroskopisi uygulanan bu hastaların 1 yıllık takip sonucunda yüzde 50’si fayda görse de çoğunun ağrı ve kısıtlılık yakınmasının devam ettiği görülmüş.


Adipöfasyal flepler ve posttravmatik yapışıklıklar:

Ankara’dan Özakpınar ve arkadaşlarının yaptığı bu ilginç çalışmada el bileği volarindeki ağır yumuşak doku yaralanmaları sonrasında adipöfasyal fleplerin yapışıklıkları önlemede etkili olmadığı incelenmiş. Serideki 15 hastanın 2’sinde erken dönemde, 13’ünde ise yapışıklık nedeniyle geç dönemde adipöfasyal fleple rekonstrüksiyon uygulanmış. Boyutları 8 cm × 14 cm ila 8 cm × 20 cm arasında değişen fleplerin ve deri greftlerinin biri dışında hepsi hayatiyetini korumuş. Hiçbir olguda yapışıklık nedeniyle yeni bir cerrahi girişim gerekli olmamış. Basit deri grefti ile kapatılamayan el bileği yumuşak doku yaralanmalarının rekonstrüksiyonunda adipöfasyal fleplerin etkin bir seçenek olduğunu gösteren bu önemli çalışmanın yazarlarına teşekkür ediyoruz.


TFCC tamir edilmezse?

TFCC yırtıklarında genellikle cerrahi tedavi önerilir. Peki TFCC saptanıp da girişim yapılmazsa ne olur? Bu soruya yanıt arayan bu çok merkezli çalışmada radius distal uç kırığı olup eşlik eden yaralanmaların saptanması amacıyla el bilek artroskopisi uygulanan hastalardan 43’ünde tam veya kısmi bir TFCC yırtığı saptanmış ve herhangi bir tedavi uygulanmamış. 13 ila 15 yıllık bir takip süresi sonunda değerlendirilen 38 hastanın 17’sinde distal radioulnar eklemde laksite saptanmış ve bu hastaların ortalama Gartland ve DASH skorlarının laksitesi olmayan hastalardan anlamlı olarak düşük olduğu görülmüş. Bununla birlikte bu uzun takip süresi boyunca radius distal uç kırığı ile birlikte olan TFCC lezyonlarının sadece birinde ağrılı instabilite nedeniyle TFCC tamiri yapılması gerekli olmuş.


Ulnar impaksiyon sendromunda ulnar kısaltma osteotomisi:

Ulna başının TFCC ve ulnar karpusa impaksiyonu olarak tanımlanan Ulnar impaksiyon sendromu genellikle dejenerasyonla sonuçlanır. Tedavi seçeneklerinden biri olan ulnar kısaltma osteotomisini değerlendiren bu çalışmada 18 hastanın ortalama 5.9 yıllık takip sonuçları incelenmiş. Tam 17 hastanın sonucundan memnun olduğu ve bu ameliyatı tekrar olabileceği görülmüş. Hastaların büyük bölümü belli hareketler sırasında kuvvet kaybı ve ağrı tanımlasa da objektif el bilek skorlarının iyi olduğu görülmüş. Ameliyatlı ve sağlıklı tarafların güç ve hareket açıklığı karşılaştırmasında fleksiyon kısıtlılığı dışında ameliyatlı tarafın anlamlı bir eksikliği saptanmamış. 360 editörleri hasta sayısı az da olsa bu serinin ulnar kısaltma osteotomisi açısından olumlu mesajlar içerdiğini vurguluyor.


Dupuytren genetiği:

Dupuytren cerrahisi geçirenlerin ikiz kardeşlerinde Dupuytren görülme oranının demografik özellikleri benzer olan bir kontrol grubundaki Dupuytren görülme oranı ile karşılaştırıldığı bir çalışma. Dupuytrenlilerin kardeşlerinde hastalığın 5 kat daha yüksek bir oranda (%10’a karşın %47) görülmesi hastalıktaki genetik geçiş özelliğini ortaya koyuyor.


“Sözde” el bilek burkulmaları:

Basit el bilek burkulması olarak değerlendirilen olguların altında yatan gizli yaralanmaları değerlendiren yararlı bir makale. Acil serviste radyografi sonrası el bilekte yumuşak doku zedelenmesi tanısı alan hastaların takip sırasında MR ile değerlendirildiği bu prospektif çalışmada 18-49 yaşlarındaki 155 hastanın sonuçları incelenmiş.  Sadece 30 MR normal sınırlarda sonuç verirken, 73 MR’da yumuşak doku yaralanması, 54 MR’da kırık, 56 MR’da ise kemik kontüzyonu saptanmış. Yumuşak doku yaralanmalarından 15’I TFCC yırtığı, 5’I ise skafolunat bağ yaralanması şeklinde imiş. Kırıklar en sık radiusta, daha sonra skafoidde görülmüş.

Normal el bilek grafisi sonrasında özellikle ilk birkaç gün içinde şikayeti gerilemeyen hastalarda MR’ın önemini gösteren değerli bir çalışma.


1. Zhang X, Fang X, Shao X, et al. Osteoarticular pedicle flap from the capitate to reconstruct traumatic defects in the head of the proximal phalanx. J Hand Surg Am 2012;37:1780-1790.

2. Prosser R, Hancock MJ, Nicholson LL, et al. Prognosis and prognostic factors for patients with persistent wrist pain who proceed to wrist arthroscopy. J Hand Ther 2012;25:264-270.

3. Ozakpinar HR, Tellioglu AT, Eryilmaz T, et al. A reliable option for the wrist soft tissue defects: adipofascial fl aps for immediate and late reconstruction. Int Wound J 2012;(Epub ahead of print) PMID: 22846405.

4. Mrkonjic A, Geijer M, Lindau T, Tägil  M. The natural course of traumatic triangular fibrocartilage complex tears in distal radial fractures: a 13-15 year follow-up of arthroscopically diagnosed but untreated injuries. J Hand Surg Am 2012;37:1555-1560.

5. Cherchel A, Vandendungen S, Moermans JP, Ledoux P. Ulna-shortening osteotomy: subjective appreciation and long-term functional outcome. Acta Orthop Belg 2012;78:317-322.

6. Capstick R, Bragg T, Giele H, Furniss D. Sibling recurrence risk in Dupuytren’s disease. J Hand Surg Eur Vol 2012;(Epub ahead of print) PMID: 22791609.

7. Bergh TH, Lindau T, Bernardshaw SV, et al. A new defi nition of wrist sprain necessary after findings in a prospective MRI study. Injury 2012;43:1732-1740.

JBJS-Br-2013 - Bone and Joint Journal - Derleme Dergisi 360, Sayı 5:

E-Eğitim/Kütüphane

Sayı 1, Sayı 2, Sayı 3, Sayı 4, Sayı 5, Sayı 6, Sayı 7

E - DERGİ Sayı 6:

Rodriguez R, Strauch RJ. The middle finger flexion test to locate the thenar motor branch of the median nerve. J Hand Surg Am 2013;38:1547-1550

New York’ta yapılan çok basit ama yararlı bir kadavra çalışması. Median sinirin motor dalını bulmaya yadımcı olabilecek pratik bir teknik değerlendirilmiş. Çalışmada 41 kadavrada orta parmak metakarpofalangeal ve PIF eklemlerinden 90’ar derece fleksiyonda, distal interfalangeal ekleminde nötralde tutularak avuç içine değdirildiğinde motor dalın median sinirden ayrılma yeriyle parmak ucunun arasındaki mesafe ölçülmüş. Sinirin parmak ucu merkezinden ortalama 1.9 mm ulnarda, 0.9 mm ise proksimalde olduğu saptanmış. Seride sinirin transligamentöz olduğu kadavralar da varmış. Motor dalı 1 mm hata payı ile bulduran basit bir teknik. Denemeye değer.


Chilelli BJ, Patel RM, Kalainov DM, Peng J, Zhang LQ. Flexor pollicis longus dysfunction after volar plate fixation of distal radius fractures. J Hand Surg Am 2013;38:1691-1697

Yaklaşık 2 ay kadar kısa bir sürede Chicago’da yapılan bu çalışmada radius distal uç kırıklarında volar plak tespiti sonrasında görülen başparmak fleksör tendon disfonksiyonları değerlendirilmiş. Volar plaklama sonrasında 46 hastanın dosya kayıtlarından ameliyat sonrasındaki FPL fonksiyonları değerlendirilmiş. 46 hastanın 24’ünde ameliyat sonrasında başparmak IF eklemde hareket kaybı görülmüş, 22 hastada ise başparmak IF eklem hareket kısıtlılığı olmamış. Ancak takip sırasında hastaların tümünde başparmak IF hareket açıklığı en çok 5 ay içinde tam olarak geri kazanılmış. Kadavra çalışmaları FPL disfonksyonunu tendonun fasya ve kemikten kısmen sıyrılmasına  ve yumuşak doku ekartasyonuna bağlı olduğunu düşündürmektedir.


Nishizuka T, Tatebe M, Hirata H, et al. Simple debridement has little useful value on the clinical course of recalcitrant ulnar wrist pain. Bone Joint J 2013;95-B:1687-1696.

Artroskopik debritman gerçekten yararlı mı? Japonya’nın Nagoya şehrine yapılan bu retrospekif çalışmada ulnar el bilek ağrısında izole artroskopik debridmanın etkinliği incelenmiş. Ulnar el bilek ağrısı ile başvuran 66 hastanın 24’üne ulnar kısaltma osteotomisi, 15’ine artroskopik TFCC tamiri, 14’üne artroskopik TFCC debritmanı ve 13’üne ise konservatif tedavi uygulanmış. Hastaların ortalama 36 ay takip süresi sonundaki sonuçları Hand20 skoru ile değerlendirilmiş. Sonuçta artroskopik debritman uygulanan hastaların sonuçlarının TFCC tamiri ve ulnar kısaltma osteotomisindeki kadar iyi olmadığı görülmüş. Yazarlar sonuçlarını yorumlarken artroskopik diz debritmanının yararlı olmadığını gösteren tarihi çalışmaya da atıf yapıyorlar.


Nydick JA, Olliff BW, Garcia MJ, Hess AV, Stone JD. A comparison of percutaneous needle fasciotomy and collagenase injection for dupuytren disease. J Hand Surg Am 2013;38:2377-2380.

Dupuytren’de perkütan iğneleme fasyotomisi mi, Kollajenaz enjeksiyonu mu? Uygun hasta seçimiyle her iki yöntemin de etkili olduğu kesin, ama önemli bir farkla: maliyet. Son zamanlarda ucuzlasa da Kollajenaz hala çok pahalı. Ayrıca perkütan fasyotomi ile aynı seansta farklı noktalara müdahale edebiliyoruz. Tampa’dan (ABD) gelen bu çalışmada perkütan fasyotomi ile tedavi edilen 30 ve kollajenaz  ile tedavi edilen 29 hastadan oluşan 59 hastalık karşılaştırmalı retrospektif çalışmada 6 aylık sonuçlar karşılaştırılmış. Fasyotomi grubundaki hastaların %67’sinde, kollajenaz grubundakilerin ise %56’sında başarılı sonuç alınıyor. Hastaların fonksiyonel sonuçları ve tatmin düzeyleri de benzer bulunuyor. İki yöntemden birini rafa kaldırmak için henüz çok erken gözüküyor.


Neral MK, Pittner DE, Spiess AM, Imbriglia JE. Silicone arthroplasty for nonrheumatic metacarpophalangeal joint arthritis. J Hand Surg Am 2013;38:2412-2418.

Romatoid artrit zemininde olmayan metakarpofalangeal osteoartrit olguları romatizma zeminindekilere göre çok daha nadirdir. Romatizmal olmayan olgularda yumuşak doku dengesini sağlamak daha kolaydır ve bu hastaların genel olarak üst ekstremite fonksiyonları daha iyi düzeydedir. Pittsburg’da (ABD) yapılan bu çalışmada romatizma zemini olmayan 30 hastada yapılan 38 metakarpofalangeal Silikon eklem protezinin sonuçları değerlendirilmiş. Ortalama 56 ay takipli retrospektif seride hareket açıklığı, kavrama ve çimdik güçleri, DASH, VAS ve kişisel tatmin skorları değerlendirme yapılmış. Tüm hastalarda ameliyat öncesine göre belirgin düzelme sağlanırken, hastaların %10’unda silikon protez kırılması nedeniyle revizyon yapılması gerekli olmuş. Hastaların %90’ı ise ameliyatı tekrar olacaklarını ifade etmiş. 360 editörleri nispeten ucuz olan silikon protezlerin romatizma zemininde olmayan metakarpofalangeal artrozlarda iyi bir seçenek olduğunu belirtiyor.


Lautenbach M, Millrose M, Langner  I, Eisenschenk A. Results of Mannerfelt wrist arthrodesis for rheumatoid arthritis in relation to the position of the fused wrist. Int Orthop 2013;37:2409-2413

El bileğinde Mannerfelt artrodezi el bileğindeki ilk artrodez tekniği olan ve tek bir steinmann çivisinin kullanıldığı Clayton tekniğinin bir modifikasyonu olarak tanımlanmıştır. Mannerfelt artrodezinde el bileği füzyonu bir rush çivisi ve dorsalden yerleştirilen U çivileri ile sağlanır. Son yıllarda el bileği artrodezi plakları daha popüler olsalar da Mannerfelt tekniğinin uygulamada esneklik, tendonlara zarar vermeme ve implant komplikasyonlarına yol açmama gibi avantajları vardır. Berlin’de yapılan bu çalışmada 34 el bileğinde Mannerfelt tekniği ile uygulanan artrodezin sonuçları değerlendirilmiş. Radyolojik ve fonksiyonel sonuçlarla yapılan retrospektif değerlendirmelerde tatmin olma oranı %90, ortalama DASH skoru ise 63.3 olarak bulunmuş. İlginç olarak serideki 17 hastada fleksiyonda, 17 hastada ise ekstansiyonda füzyon sağlanmış. Bununla birlikte yazarlar artrodez pozisyonu ile fonksiyonel sonuçlar ve tatmin derecesi arasında bir ilişki bulamamış. Mannerfelt tekniği özellikle plak füzyon için yeterli kemik stoğu olmayan romatizmalı hastalarda hala uygun bir artrodez seçeneği olarak görülüyor.


Eastley N, Singh H, Dias JJ, Taub N. Union rates after proximal scaphoid fractures; metaanalyses and review of available evidence. J Hand Surg Eur Vol 2013;38:888-897.

İngiltere’de 2013 yılında başlatılan ve skafoid kırıklarında cerrahi ve konservatif tedavi sonuçlarını karşılaşıracak çok merkezli “SWIFT” çalışmasının sonuçlarını sabırsızlıkla bekliyoruz. Bu arada biz yine İngiltere, Leicester’da yapılan ve skafoid kırıklarında konservatif tedavi sonuçlarını değerlendiren geniş bir metaanalizin sonuçlarına bakalım. Metaanalizde 1147 akut skafoid kırığı değerlendirilmiş. Kırıkların ancak 67 tanesi (%5.8) proksimal polde imiş. Proksimal pol kırıklarında kaynamama oranı %34 iken, distal pol ve gövdede bu oran yalnızca %4.5 olarak bulunmuş. Çalışma proksimal pol kırıklarında cerrahi açısından daha agresif davranılabileceğini gösteriyor.


Cloutier FC, Rouleau DM, Hébert-Davies J, Beaumont PH, Beaumont E. Atorvastatin is benefi cial for muscle reinnervation after complete sciatic nerve section in rats. J Plast Surg Hand Surg 2013;47:446-450.

Atorvastatinin transient iskemi sonrasında gelişen sinir hasarlarında iyileşmeyi olumlu etkilediğine dair kanıtlar vardır. Bununla birlikte ilacın sinir tamiri sonrasında reinervasyona etkisi henüz incelenmiştir. Quebec‘te (Kanada) yapılan bu çalışmada 16 dişi Sprague-Dawley sıçanda siyatik sinir kesilip end to end mikroanastomoz yapılmış. Tamir sonrasında 14 gün boyunca 8 fareye izotonik solüsyon, 8 fareye ise Atorvastatin verilmiş. Beş ay sonunda farelerin siyatik sinirleri ve gastroknemius kasları izole edilerek invivo elektrofizyolojik inceleme yapılmış. Atorvastatik grubunda kalça ayak bilek başparmak açısı ile değerlendirilen ekskürsyon mesafesinin daha büyük olduğu, elektromiyografik aktivitenin ve maksimal kas gücünün daha iyi olduğu saptanmış. Periferik sinir tamirleri sonrasında en az 2 hafta süreyle atorvastatin kullanımı reinervasyonu olumlu etkileyebilir.

Zyluk A, Walaszek I, Szlosser Z. No correlation between sonographic and electrophysiological parameters in carpal tunnel syndrome. J Hand Surg Eur Vol 2014;39:161-166.


Yalcin E, Unlu E, Akyuz M, Karaahmet OZ. Ultrasound diagnosis of ulnar neuropathy: Comparison of symptomatic and asymptomatic nerve thickness. J Hand Surg Eur Vol 2014;39:167-171.


Kompresif nöropati tanısı


Polonya’da yapılan prospektif çalışmada karpal tünel sendromu bulguları olan 113 hasta hem USG, hem de EMG ile prospektif olarak değerlendirilmiş. Hastaların % 48’inde hafif, % 38’inde orta ve % 11’inde ise ağır karparl tünel sendromu bulguları varmış. Sonografik değerlendirmede önkol ve el bilek kanalı boyunca median sinirin kesit alanı ve yüksekliği ölçülmüş. EMG ve sonografi bulguları arasında bir korelasyon bulunamamış ve yazarlar buna dayanarak karpal tünel sendromunda rütin USG değerlendirmesini önermiyorlar. Bununla birlikte yer kaplayan lezyonlar açısından USG’nin önemini unutmamamız lazım.

Bu çalışmayla paralel olarak Ankara’dan Yalçın ve ark. çalışmasında kübital tünel sendromunda USG’nin yerini değerlendirmek üzere ulnar sinirin sonografik ölçümleri yapılmış. Çalışmada sağlıklı 38 kişinin dirseği ile tek taraflı ulnar nöropatili 38 hastanın asemptomatik tarafı karşılaştırılmış ve sonografik ölçümlerin bu konuda nöropati açısından standart referans değerler sağlamadığı görülmüş.


Tyser AR, Tsai MA, Parks BG, Means KR Jr. Stability of acute dorsal fracture dislocations of the proximal interphalangeal joint: a biomechanical study. J Hand Surg Am 2014;39:13-18.

Dorsal PIF eklem kırıklı çıkıklarının biyomekaniği

Dorsal PIF eklem kırıkları çoğu masum görünmelerine rağmen uzun dönem instabilite sorunu ile el cerrahlarının başını ağrıtabilirler. Baltirmore’da yapılan bu biyomekanik kadavra çalışmasında ingilçne bir şekilde %40 oranındaki volar defektlerde eklemin genellikle stabil olduğu görülmüş. Sublukse olanlar da 40 derece fleksiyonda ekstansiyon blok atellemesi ile stabilize edilebilmiş.


Osei DA, Stepan JG, Calfee RP, et al. The Eff ect of Suture Caliber and Number of Core Suture Strands on Zone II Flexor Tendon Repair: A Study in Human Cadavers. J Hand Surg Am 2014;39:262-268.

St. Louis’de yapılan bir fleksör tendon tamiri çalışması. Kadavralarda yapılan bu biyomekanik çalışmada Zone II fleksör tendon yaralanmalarında 4 adet 3/0, 4 adet 4/0 ve 8 adet 4/0 sütür ile tamir karşılaştırılmış.  40 FDP tendonu tamirinin karşılaştırması sonucunda 8 adet 4/0 sütürün, 4 adet 3/0 sütüre göre %43 daha sağlam bir tamir sağladığı görülmüş. 3/0 sütür 4/0’a göre %49 oranında daha sağlam olmasına rağmen bu farkın bulunması sütür sayısının önemini vurguluyor.


Makarawung DJ, Becker SJ, Bekkers S, Ring D. Disability and pain after cortisone versus placebo injection for trapeziometacarpal arthrosis and de Quervain syndrome. Hand (N Y) 2013;8:375-381.

Trapeziometakarpal artroz ve Dequervain’de lokal steroid enjeksiyonu üzerine Boston’da yapılan güzel bir randomize kontrollü çalışma. Plasebo veya Deksametazon enjeksiyonu yapılan toplam 36 hasta 3 ay sonunda üst ekstremiteye yönelik DASH ve ağrı skorları ile değerlendirilmiş ve plasebo ve steroid grupları arasından anlamlı bir fark bulunmamış.

JBJS-Br-2014 - Bone and Joint Journal - Derleme Dergisi 360, Sayı 7:

ACİL  EL CERRAHİSİ ve MİKROCERRAHİ DERNEĞİ   Valikonağı Cad. Sezai Selek Sok. Akil Apt. No:6  D:5 Nişantaşı 34365, İSTANBUL  Tel: 0212. 2466124 Faks: 0212.2466124  E-mail: acelemder@gmail.com

Ana Sayfa Derneğimiz Üyeler Hasta Bilgilendirme El Kulüpleri Linkler Toplantılar İletişim
English